7-13 Ocak Verem Eğitimi Ve Farkındalık Haftası

 

            “Verem Eğitim ve Propaganda Haftası” 1947 yılında kutlanmaya başlamıştır. Her yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden başlayan haftada kutlanan  “Verem Eğitim ve Propaganda Haftası’nın amacı verem ile ilgili toplumun bilgilendirilmesi ve bu hastalığa bütün kesimlerin dikkatinin çekilmesidir. Bu yıl 71. Verem Haftasını kutlamaktayız.

            VEREM(TÜBERKÜLOZ), Verem mikrobu (Mycobacterium tuberculosis) ile bulaşan başta akciğerler olmak üzere vücudumuzda herhangi bir organı tutabilen bulaşıcı bir hastalıktır.

            TÜBERKÜLOZ (VEREM) HASTALIĞI HAVA YOLUYLA BULAŞIR.

            Özellikle akciğer veremli ve balgam çıkaran kişilerin öksürüğü ve hapşırması sonucu ortama saçtığı içinde mikrop bulunan, havada asılı kalan damlacıkların başkası tarafından solunması yoluyla mikrop vücuda alınır. Dünya nüfusunun üçte biri bu mikrobu taşımaktadır. Bu insanların %10’unda yaşamlarının bir döneminde verem hastalığının ortaya çıkacağı düşünülmektedir. Tüberküloz erkeklerde kadınlardan daha sık görülmektedir ve çoğunlukla ekonomik olarak üretken yaş grubundaki erişkinleri tutmaktadır. Bu yüzdendir ki ;

Tüberküloz (verem) halen dünya genelinde önemli bir sağlık problemidir.

            Verem mikrobu çoğunlukla akciğerlerde hastalık oluşturmalarına rağmen kemikler, eklemler, beyin, böbrekler, sindirim sistemi, omurga gibi organ ve sistemleri de etkileyebilmektedir. Tüberküloz (TB) hastalığı, önlenebilen, tedavi edilip iyileştirilebilen, toplumsal açıdan önemli bir hastalıktır.

            DÜNYADA VEREM

            Tüm ülkelerdeki yeni verem olgularının %60’ı 6 ülkede bulunmaktadır: Hindistan, Endonezya, Çin, Nijerya, Pakistan ve Güney Afrika. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) “Küresel Tüberküloz 2017 Raporu”na göre dünya genelinde tüberküloz görülme sıklığı ve tüberkülozdan ölümler düşmektedir. Buna rağmen küresel tüberküloz yükü halen çok yüksektir.  Rapora göre 7.4 milyar olan Dünya nüfusunda 2016 yılında 10,4 milyon yeni tüberküloz (TB) hastası ortaya çıkmıştır. Bunların 6,690 bini (% 65) erkek, 3,710 bini (%35) kadın ve 1 milyonu (%10) çocuktur.

            Tedavi edilmezse tüberküloz hastalarında ölüm oranı yüksektir. Yapılan çalışmalarda tedavi edilmeyen balgam yayması pozitif akciğer TB olgularının %70’inin 10 yıl içinde hayatını kaybettiği saptanmıştır.

            TÜRKİYE'DE VEREM

            Türkiye’de yeni tespit edilen verem hastası sayısı her yıl ortalama %6-7 oranında azalmaktadır. 2016 yılında toplam veremli hasta sayısı 12.417' dir. Bu da nüfusun 100.000’de 15,6 sına tekabül etmektedir.  Hastaların 8.248’inde (%66,4) akciğer tüberkülozu varken, 4.169’unda (%33,6) akciğer dışındaki organlar (lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin vb.)  tutulmuştur.

 

KONYA İLİMİZDE VEREM

            Konya 'da 2016 yılında toplam verem hasta sayımız ise 251 kişidir. Konya 100.000’de 11,8 veremli hasta oranı ile Türkiye ortalamasının altındadır. Bu rakamın daha hızlı düşürülebilmesi hem dispanser çalışanlarımızın, hem aile hekimlerimizin, hem de yöneticilerimizin ve de en önemlisi hastalarımızın çabalarıyla olabilmektedir.

            Halkımızın; uzun süren öksürük (iki üç haftadan uzun), ateş, kilo verme, göğüs yan ağrısı, gece terlemesi, nefes darlığı, balgam çıkarma, halsizlik, iştahsızlık gibi bazı bulguların bir arada bulunması durumunda öncelikle dispanserlerimize, aile hekimliği birimlerine veya hastanelerimize başvurmaları uygundur. Bu durum erken tanı ve tedavi şansını yükseltir dolayısıyla başka kimselere bulaşmadan verem hastalığının tespitini hızlandırmış olur.

            Hastalığın tanısı balgam tahlili, TCT(Tüberkülin Cilt Testi), akciğer filmi ve çeşitli kan tahlilleri sonucunda konulabilmektedir.

VEREM(TÜBERKÜLOZ) AŞISI

            Verem aşısı bebeklik döneminde tek doz ve 2.- 3. ay arasında yapılan aşıdır. Altı yaşına kadar aşı olamamış çocuklarda aşı yapılmasına PPD deri testinin sonucunda karar verilir. Altı yaş sonrası aşı yapılmaz. Aşının veremden koruyuculuğu % 65 oranındadır.

DİRENÇLİ VEREM

            İlaca dirençli verem hastaları; dünyanın ve Türkiye’ nin verem açısından en önemli sorunlarındandır. Verem hastaları ilaçlarını düzenli olarak ve yeterli süre (6-9 ay) kullanmazlarsa verem mikropları ilaçlara direnç kazanabilir. Hastalar bu dirençli mikrobu sağlıklı insanlara da bulaştırabilirler. Dirençli verem hastalarının tedavisi çok daha pahalı, zor ve uzun sürede (ortalama iki yıl) mümkün olabilmekte ve bazen hasta kaybedilebilmektedir.

            Hastalığın gelişmesine yol açan vücut direncini düşüren hastalıklar ve etkenler vardır. HIV/AIDS vücut direncini en çok kıran hastalıktır. Verem hastalarında istenmeyen durumlardan birisi de HIV taşıyıcısı veya AIDS hastası olmalarıdır. Bu hastalarda ölüm oranı daha yüksektir.  Bunun dışında şeker hastalığı, böbrek hastalığı, bazı kanserler, ilaç ve alkol bağımlılığı, sigara, madenci hastalığı ve diğer bazı ciddi kronik hastalıklar da vücut direncini düşürür. Bebeklerde ve yaşlılarda da vücut direnci düşük olduğundan hastalanma fazla olur.

          

            Hastanın ilaçlarını içtiğinden emin olmak için her doz ilacı bir sağlık personelinin veya başka bir görevlinin gözetiminde içirtmek en uygun yoldur. Buna doğrudan gözetimli tedavi (DGT) denilir. Aile hekimlerimiz ve tüberküloz birimi personelleri DGT yi özenli bir şekilde yürütmeye çalışmaktadırlar.

 

 

VEREM HASTASININ YAKINLARININ VE TEMASLILARININ MUAYENESİ

            Bulaştırıcı verem hastası ile aynı havayı paylaşan ve verem basiline maruz kalan kişilere “temaslı” denilir. Verem hastası ile teması olan kişide enfeksiyon gelişimini önlemek ve verem enfeksiyonu olan kişide verem hastalığı gelişimini önlemek amacıyla koruyucu ilaç tedavisi verilmektedir. Verem hastasının aile bireyleri ve diğer temaslıları dispanserlerde ücretsiz olarak muayene edilir ve gerekli tetkikleri yapılır.  Temaslı muayenesi sonucunda hasta olduğu tespit edilenlere tedavi edilir.  Hasta olmayan fakat verem olma riski taşıyan kişilere koruyucu ilaç tedavisi verilir.  Koruyucu ilaç tedavisi tek ilaçla ve 6 ay süreyle verilir. Bu tedavinin hastalanmayı %90’a varan oranda önlediği bilinmektedir.

 Verem gibi solunum yolu ile bulaşan hastalıklarının yayılmasının önlenmesinde hasta kişinin maske takması, belli bir süre çevresindeki kişilerle yakın temastan sakınması, bulunduğu ortamın sık havalandırılması, ortamın mümkünse güneş ışığı almasının sağlanması, öksürürken ve hapşırırken burun ve ağzın bir mendil veya kolla kapatılması benzeri basit yöntemlere dikkat edilmelidir.

İnsan veremli doğmaz, doğduktan sonra verem mikrobunu başkalarından alır.

BİR SONRAKİ VEREM HAFTASINDA BULUŞMAK DİLEĞİYLE..

 

 

Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası.png